SON DAKİKA
Maltepe Escortpendik escortalanya escort

İktidarla “Millilik” Yarışı…

Bu haber 30 Ocak 2018 - 21:57 'de eklendi ve 715 kez görüntülendi.

Halkçılık altı okun kaçıncı sırasında?

Ölümden ölüme koşuyoruz.. bu topraklarda başka bir şeyden söz etmek zor..

Coğrafya kaderdir. Bu coğrafyada yaşayan herkesin kaderi birbirine bağlı. Sadece Kürtlerle, Türklerin değil,  sadece Araplarla, yahudilerle değil. Suriye ve Irak’ta yaşayan halkların da. Er veya geç fark edeceğiz ki gidebileceğimiz başka bir yer yok; burada birbirimizin yüzüne bakarak yaşamak zorundayız.

“Milliyetçilik, ‘vatan, millet, Sakarya, kan, ırk, bayrak’ edebiyatı mıdır, yoksa ulusun çıkarlarını, onurunu herkese karşı savunmak; yani tam bağımsızlık mıdır? Ülkenin onuru ayaklar altında çiğnenirken, ‘vatan, millet, bayrak’ edebiyatını yani milliyetçiliği sadece kitleleri uyutmak, kandırmak için kullanıp aslında bütün bu değerleri salt kendi siyasal ya da bireysel-sınıfsal çıkarları için kullanmak milliyetçilikse, bunun karşıtı nedir?”

Bedelli bekleyen ve tecil ettiren kişi sayısı 3 milyona yakın, bakaya kaçağı olanlar ise ordu mevcudundan fazla, 600 bin kişi. zorunlu askerlik olmasa bu rakamlar en az iki katına çıkar. kahramanlık destanlarınızda bu gerçeklere de yer verin. sınırı olmaz bu yüzden çürümüşlüğünüzün.

Bir Ortadoğu ülkesinde seçimleri sürekli “sağ-islami” partiler kazanırsa onlar demokratikleşmez, otoriterleşir. zihinsel yapı otoriter.

65 yıldır sağ-muhafazakar(hürriyet ve itilaf) çizgi ülkeye ne getirdi yenilik olarak, yazsanız da bilsek.. Baraj-köprü, yol vb dışında..

Mhp her zaman diğer sağ partilerin yedek lastiğidir.. akp’ye her sıkıştığında destek olur..

Benim gençliğimde “merkez sağ” dan yani Demirel’den, Çiller’den kurtulursak düzlüğe çıkarız sanıyorduk. Sonra isteğimiz oldu, sonra malum..

Sürekli sol suçlanır ama bu ülkede hiçbir zaman sol iktidar olmadı. bu ülkede de sağ ve sol partiler sırasıyla iktidara geldiğinde gerçekten demokrasi yerleşecek.. önce bu ülke solunu kurmalı…

Ne evlatların ölümünü istememek suçtur, ne de doğası gereği barışın yanında durması gereken gazeteciliğin yaşamı savunması.

Fakat bugünlerde başkasının evlatlarının ölmesini istemeyenler “vatan hainliği” yaftasıyla damgalanıyor.

Gazeteyi F-16’nın içinde yapmış, bomba butonuna yazıişleri salonundan basmış gibi “indik bindik, tepeledik” diye manşet atan gazeteciler ise herkesten vatansever.

Böyle günlerde Türkiye’de herhangi bir haber kanalını açıp medyanın dilindeki kanı da görebilirsiniz. Hamaset pompalayıp, kin ve nefreti körüklerken dillerinden damla damla akan kanı.

Bu savaş tamtamlığı öyle bir şey ki, hayattaki tek misyonu instagramda selfie paylaşıp arabadan instastory atmak olan Pelinsu’ya kamuflaj giydiriyor, askere gitmemek için dandik bir özel ünide master yapan, ardından bedelli askerliği yapıştıran Burak’ı bordo bereliye çeviriyor.

Askerliğini bedelli yapmış yakışıklı oyuncunun, film icabı giydiği üniformalı fotosunu sosyal medya hesabına iliştirip kahramanlık mesajları yazması hiç riyakârca bulunmuyor. Yılmaz Morgül bile asker kıyafeti ile açıklama yapıyor.

Bir diğerininse Ankara’da bir kafeye oturması dahi valilik kararıyla yasak.

***  ****  ****

Eğer gündem Afrin olmasaydı, biz bugün, yurtlarında 45 çocuğun istismar edildiği Ensar Vakfı’nın, Milli Eğitim Bakanlığı ile protokol imzalayan gerici vakıfların devlet protokolüne alınmasını konuşacaktık.

Gündem Afrin olmasa, benzin fiyatının son zamlarla birlikte 6 lirayı geçtiğini konuşacaktık.

Gündem Afrin olmasa, 115 kız çocuğunun hamilelik kayıtlarını, bu kayıtların nasıl örtbas edildiğini, istismarcıların kimler olduğunu konuşacak, İstanbul Valisi’nin çocuk yaşını kademelendirerek rıza üreten sözleri öne çıkacaktı.

Gündem Afrin olmasa, günlük 45 bin araçtan, otomobil başına 15 Avro artı KDV fiyat garantisi bizim vergilerimiz üzerinden verilen Çanakkale Köprüsü inşaatını Başbakan Binali Yıldırım’ın ziyaret ettiğini ve orada yine “Devletin cebinden para çıkmıyor” dediğini anımsatacaktık.

***    *****

Ancak bunları konuşamıyoruz. Bunları konuşamadığımız gibi; 100’ün üzerinde gazetecinin cezaevinde bulunduğu Türkiye’de, Afrin Operasyonu ile birlikte gazete ve televizyonların askeri haberler bülteni gibi çıktığı, herkesten iktidar söylemine uygun dille konuşup yazmasının beklendiği, bunu yapmayacaklarsa susmalarının istendiği bir ortamda, ana muhalefet partisinin -örneklerini anımsattığım- tutumu, zaten can çekişen ifade özgürlüğüne ağır bir darbe daha indiriyor.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Öztürk Yılmaz:

“İktidar ile muhalefet arasındaki ayrım kalkıyor.”

CHP Sözcüsü Bülent Tezcan:

“Millet olarak arkasındayız, destekliyoruz.”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu:

“Askerlerimiz görev yaparken Suriye’nin toprak bütünlüğüne de katkı yapıyorlar.”

Dün Kemal Can’ın da içine girdiğimiz konjonktürü tanımlarken vurguladığı gibi, “Savaş dışındaki seçenekleri seslendirmenin kriminalize edileceği, yoğun ve çok taraflı bir enformasyon mücadelesinin yaşanacağı bir dönem”e doğru gidiyoruz.

Peki böyle bir dönemdeki bir numaralı toplumsal ihtiyaç, AKP ile MHP’nin kurduğu “milli mutabakat”a CHP’nin eklemlenmesi midir?

Sahi, CHP açısından “halkçılık”, altı okun kaçıncı sırasındadır?

Toplumsal barışa, demokratik parlamenter sisteme, hukuk devletine olan acil ihtiyaç bu kadar hızlı artarken. İktidarla “millilik” yarışına girenlere şahane bir ders veriyor iktidar. ders olacak mı peki? tabii ki hayır.

İktidar operasyonla eş zamanlı mitingler düzenliyor, adım adım seçim atmosferini inşa ediyor. “bunu iç siyasete malzeme yapmayın”dan başka bir sözü olmayanlar ne diyor acaba bu işe? afrin’i milli mesele, vatan savunması olarak görenler, iktidarın seçime giderken buna can simidi gibi sarıldığını göremeyecek kadar kör.

Bir toplum ancak bu denli uğradığı felaketin müsebbibini kavramaktan uzak ve her yeni felakette, kendi yarattığı zulmün cenderesinde kıvranmaya razı gelebilir.

İnsanımızın IQ ortalaması böyle günlerde dibin dibini görüyor. Kafayı ne tarafa çevirsen oluk oluk aptallık akıyor.

Unutmayın ki; Savaşlarda söylenenlerin yüzde 90’ı yalandır, savaş bittiğinde geriye kalan yüzde 10’luk acı gerçektir.

***         ****     ****

Şunu da belirterek yazımı tamamlayım iktidar önümüzdeki aylarda alelacele erken seçim kararı alacağını düşüncesindeyim. her şey iki kat zamlanıyor, ekonomi bitik.  AKP ve MHP, her gün daha da dibe vurdukları için erken seçim kaçınılmaz görünüyor hatta ileri gidip size tarihte verebilirim bu konuda bir kaç arkadaşla takım elbisesine ideaya girdim aralık ayında. mevcut siyasi süreci değerlendirdiğimizde ve seçimlerin 13 Mayıs ya da 24 Haziran tarihinde yapılacağını söyleyip ideaya girdik. AKP-MHP’nin anketlerde görünen oy kaybı artmadan veb ekonomi dip yapmadan sandık kurmayı hedefleyecektir..

 

24 Ocak 2018

Hadi Kuranlıoğlu
Hadi Kuranlıoğlukepikec_63@viransehirolay.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.