SON DAKİKA
Maltepe Escortpendik escortalanya escort

KUDÜS GERÇEĞİ VE BİTMEYEN İHANETLER!

Bu haber 08 Ocak 2018 - 15:56 'de eklendi ve 477 kez görüntülendi.

Malum; ABD Başkanı Trump’ın ” Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan etmesi ülkemizde büyük yankı buldu ve infial yarattı.

Dünya üzerinde İsrail’i resmen tanıyan ilk Müslüman ülke ve günümüzde İsrail ile milyar dolarlık ticari antlaşmalara imza atmış Türkiye de yurdum insanı sokaklara döküldü. Meseleleri eni konu araştırmaktan aciz, kendi geçmişi ve tarihinden bihaber, okumak, araştırmak gibi temel gereksinimleri daima hiçe saymış yurdum insanı, yine çözümü gazlı içecekler ile sokakları yıkamak da buldu maalesef..

Eskiden sapla samanı karıştıran yurdum insanı; artık karınca ile deveyi karıştırmaya başladı!

Ve kuvvetle muhtemeldir ki; yıllardır uğruna göz yaşı döktüğü ve her defasında sokaklara döküldüğü din kardeşlerinin  Kudüs’ü, Filistin topraklarını, Golan Tepeleri ile Sina yarımadasını Yahudilere satan Arap kardeşleri olduğundan da habersizdir..

Havadan nem kapanları ve gerçekleri kendi renklerine bulayan, anlattıklarınızı anlamak istedikleri gibi anlayanları bildiğimizden dolayı: Kudüs ve Filistin meselelerinde tarih boyunca yaşanan ihanetleri anlatırken; sözümüzün ülkemize, ülkelerine ve dinlerine bağlı mazlum, masum Arap kardeşlerimize dair olmadığını burada not edelim.

Ama en azından olaylara biraz daha objektif bakabilmeyi öğrenmenin vakti geldi diye düşünüyorum..

Geçmişin hatalarından ders almanın ve eylem ile söylemlerimizi gerçekler üzerinden pratize etmemizin vakti gelmedi mi sizce de?!

TARİH TEKERRÜRDEN İBARETTİR!

Doğrudur, tarih tekerrürden ibarettir ve kendi geçmişinden ders almamış milletlerin sonu acı tekerrürlerin sarmalında savrulup durmak, yine yeniden aynı tuzaklara düşmesi olacaktır.

Bakınız; gerçeklerin ışığında Kudüs ve Filistin’e dair tarihi bir yolculuğa çıkmadan önce ” Dünyanın başına bela olan Trump önderliğindeki Evengalist ABD, Siyonist İsrail ve onların çizgilerindeki güç odaklarının Kudüs üzerinden dünyayı karıştırmak, İslami coğrafya üzerine hâkimiyet kılma manevraları ile sınırlarını yine kendilerinin belirlediği Real politika safsataları kabul edilemez.

Kudüs meselesi sadece İslami coğrafyanın değil; bütün dünyanın üzerinde hassasiyet ile durması gereken bir meseledir. Zira Kudüs üç semavi din için de kutsaldır ve bu özelliği ile kullanıldığında bütün dünyayı emperyalist ABD ve yandaşlarının kışkırtmaları ile yeni bir dünya savaşı için bulunmaz nimettir. Ancak; tarih boyunca birbirlerine ve bizlere ihanet eden Arap ülkelerine ne kadar güvenilebilir diye sormak gerekmiyor mu?

Biraz geçmişe gidip Kudüs ve Filistin toprakları üzerinde yükselen İsrail devletinin kuruluşunda, güçlenmesinde kimlerin payı olduğunu araştırmak bu kadar mı zor?

Hadi geçmişi bırakalım Trump’ın açıklamasına ‘’ İsrail diye bir devlet yok ki Kudüs başkenti olsun ve Kudüs Müslümanlarındır.. ‘’ diyen K.Kore devlet başkanının aksine ‘’ İsrail ile savaşmak caiz değildir! ‘’ diyen Suudi Arabistan ile Birleşik Arap emirlerinin tavrından da mı ders almayacağız?

1-Talas Savaşı
2-Haçlı Seferleri ve Fatimiler
3-Mostagonem Savaşı
4-Kanal Seferleri
5-Medine Müdafası
6-Megiddo Savaşı
7-Flistin ve Kudüs’ün satılması
8- Çanakale Savaşları

Eminim çoğunuz bu listenin Kudüs meselesi ve konumuz ile ne gibi bir bağlantısı var diye düşünüyorsunuz. Var efendiler var..

Bu liste tarih boyunca Arap ülkelerinin ateist, dinsiz diye addettikleri ve Müslümanlığa lakayt yaklaşmakla suçladıkları Türklere ihanet edişlerinin küçük bir çetelesidir.. Konu başlıkları ile araştırabilirsiniz..

ARAP ÜLKELERİNE NE KADAR GÜVENİLEBİLİR?!

Öyle ya; sözde İstiklal kelimesine inanan ve bu uğurda kendi coğrafyalarını Avrupa emperyalizmine esir kılan, dünya ve Avrupa siyasetine tesir edemeyen Arap ülkeleri, tarihin akışında hiçbir zaman Türk dostu olmamışlardır..

İlaveten dünyanın herhangi bir coğrafyasında yaşanan siyasi, kültürel bir meseleye bakış açısı ile Arap ülkelerinin hâkim olduğu İslam coğrafyasına bakmak yapılabilecek en büyük hata olacaktır.

Zira tarih boyunca çağların gelişimine ayak uydurmamış, yer altı yer üstü zenginliklerinin verdiği korkunç ekonomik güçleri hala gözü doymaz krallar, prenslerin ellerinde ve demokratikleşmemiş Arap ülkeleri her zaman Avrupa siyasetinin oyuncağı olmuştur.

Kendi yoksul halkına şükretmeyi öğreten ve fakat dünyanın en zenginleri sıralamasında zirvede yer alan Arap Şeyhleri, kral ve prenslerinin bu nimetlerden vazgeçmesini beklemek en büyük hata olacaktır..

Tarih, Arap ve Müslüman ülkelerin başta Osmanlı olmak üzere mazlum Müslümanları ve hatta birbirlerini batıya sattığı ihanetler ile doludur.

1.7 milyarlık nüfusu ile İslami coğrafyanın 8 milyonluk Yahudi devleti İsrail karşısında zavallı duruma düşmesinin suçlusu:  İlk emri oku olan ve dünyanın en barışçıl dininin hâkim olduğu coğrafyayı kan gölüne çeviren Arap ülkeleridir.

Evlatları Yahudi yönetiminde olan dünyanın en pahalı üniversiteleri, kolejlerinde okuyan ve dünyanın en gözde mankenleri ile milyon dolarlık gecelerde beraber olan.  Gittikleri tatillerde milyon dolarlar harcayan ve sınırsız alkol tüketen bu Arap kralları; şeyhleri ile prenslerinin mazlum Müslüman halkına reva gördükleri kölelikten ibaret çıkılmaz bir yoksulluk ve açlık boyutunda yaşanan yoksulluğa şükretmektir sadece..

Afganistan da iftira ile vahşi şekilde recm edilen Ferhunde’nin kulaklarımızı yırtan, yüreklerimizi parçalayan ‘ Ben masumum ” çığlıklarını duymayan, kadınlarını kırbaçlayan, hırsızlık gibi suçları gerekçe göstererek ulu orta binleri vinçlere asarak idam eden krallar, prens ve şeyhlerin iç yüzleri ile yüzleşmeyi reddettik maalesef..

Arap ülkelerinin kendi çıkarları için birbirine ihanet seansları yakın tarihte ” Elinde kör bıçağı ile kurbanını Allah-u Ekber sözü ile koyun gibi kesen canavar ile o canavarın Allah-u Ekber diyerek kesilen kurbanların vahşetine tanıklık etmemize sebep olmuştur.

KUDÜS KUTSALDIR

Elbette Kudüs Müslümanlar için kutsaldır ve dünyanın başına bela olan Trump’ın söylemi kabul edilemez. Ama tarihi gerçeklerden uzak yurdum insanı uzun yıllardır sırtından vurmuş ihanetçiye ağlamaktadır!

Ve bu ihanetin adresleri, bugün dost sandığımız birçok Arap ülkesi ile Filistin topraklarında İsrail’e karşı özgürlük mücadelesi veren Filistin halkından başkası değildir.

Bugün Kudüs için birleşen ellerin ve acı ile aran yüreklerin bilmesi gerekenler bilinememektedir maalesef..

İşte bu yüzden yurdum insanı yine ayaktadır. O bildik anlamsız, dayanaksız ve algı operasyonlarının esiri olarak protesto seanslarındadır..

Ama ne protesto..

Sosyal medyada resmen savaş çığırtkanlığı yapılıyor! İşin garibi kahvaltı sofrasında cola, çikolata, sosis, salamı eksik olmayan sevgili müminlerimiz; ellerinde Yahudi yapımı pahalı oyuncakları ile yoksul sokak insanını savaşa davet ediyor!

Neymiş, İsrail markalı bütün ürünleri yakıp yıkalım.

Hadi buyurun siz başlayın o halde.. Önce altınızdaki lüks araçlardan başlayın. Şirketlerinizi ayakta tutan ve İsrail şirketleri ile kurduğunuz anlaşmaları iptal edin  Üstünüzdeki bilmem kaç bin dolarlık İsrail dokuması elbisecikleri, kollarınızdaki 600-700 bin dolarlık saatleri yakın size söz evi alt üst edecek tek bir İsrail markası varsa yakacağım..

KUDÜS GERÇEĞİ

401 yıl ( 1517-1917 ) boyunca Osmanlı yönetiminde Musevi, Hıristiyan ve Müslümanların birlikte yaşadığı  Kudüs’ün tarihi M.Ö 2600 yıllarına dayanır.

Tarih boyunca üç semavi din için kutsal olma özelliğini koruyan Kudüs üzerinde bugün yaşanan ve belki de dünya üzerinde ciddi çatışmalara neden olacak tartışmaların fitilini ta 1. Dünya savaşında İngilizler ateşler!

Evet; Kudüs üç semavi din için de kutsaldır.

1- M.Ö 1.000’de kayıp 12 İsrail kavimin birleşmesi ile Kudüs’te ilk Yahudi ülkesi kurulur. Ve Yahudiler ilk kutsal tapınaklar olan Süleyman Şah mabedini de Kudüs’te Mescidi Aksanın olduğu bölgede kurmuştur.

2- Hıristiyanlar için Kudüs Hz. İsa’nın çarmıha gerildiği ve hac vazifelerini yerine getirdikleri topraklar olarak kabul edilir.

3- Biz Müslümanlar için Kudüs’ü kutsal kılan Hz. Muhammed ( S.A.V ) miraca yükseldiği yer ve ilk kıble olmasıdır.

Bu bilgiler ışığında Kudüs’ün 1017 yıllık tarihi süreçte hangi dinlere mensup milletlerin egemenliği altında kaldığına bir göz atalım.

Romalılar M.S 74’te haçlı seferleri ile Kudüs’ü ele geçirir ve bütün Yahudileri buradan kovar. Uzun süre Roma İmparatorluğunun hâkimiyetinde olan şehre Yahudilerin girmesi yasaktır.

Hz. Ömer zamanında tekrar Müslümanların eline geçen Kudüs M.S 99’da Haçlıların eline geçer ve Kudüs Krallığı kurulur. Haçlı hâkimiyetinde olan bu krallığın 90 yıllık süreci Sellahaddin Eyyübi’nin önderliğinde 1187’de Memlükler’in eline geçer.

Nihayetinde 1517’de Yavuz Sultan Selim tarafından fethedilen Kudüs, 1917 yılına kadar Müslümanların (Osmanlı) elinde kalır.

Türkiye’nin bugün uğruna gözyaşı döktüğü Kudüs’ün Müslümanların elinden kayıp gidişini iyice okuyun.

Arabistan da Şerif Hüseyin İngilizlerin desteği ile  Mekke de isyan başlattığında, asıl amaç Filistin topraklarını Osmanlıdan koparmaktır. Yani, Filistin asıllı bir Arap olan Şeyh Hüseyin para uğruna piyon olmasa; Kudüs Osmanlı topraklarında kalacaktı.

Filistinlilerin Osmanlı ve Türklere ilk ihaneti Fransa İngiltere arasında imzalanan Sykes Pichot anlaşması ile Filistin topraklarının İngiliz egemenliğime geçmesi ile başlar.

Şimdi bu ihanetleri ve gelinen noktayı tarihi belgeler ile hep beraber irdeleyelim.

1.Dünya savaşında İngilizlere karşı Gazze savaşlarını kaybeden Osmanlı geriye çekilir.Bakınız o dönem Arap yarım adasında isyan çıkmamış olsa Kudüs düşmemiş olacaktı demiştik. Yani Kudüs’ün önce İngilizlerin sonrasında eline geçmesinin sorumlusu yine Arapların kendileridirler.

1948 yılında aniden Filistin topraklarından çekilen İngilizlerin yine planları vardır ve bu planları Yahudi lobisine hizmet etmektedir.

Yıllarca silahlamalarına göz yumulan Yahudiler bir gecede bugünkü İsrail devletini kuracaklardı.

Arapların etkisizliği ve iç ihanetleri 1948 yılından itibaren sürekli İsrail zaferlerini beraberinde getirdi.

Önce 1967 de Suriye, Mısır, Ürdün ittifakı 6 gün savaşında ağır yenilgi aldı.

Ama asıl felaket 1973 yılında İsrail’in Sina Yarımadası ile Golan tepelerini aldığı Yong Kipor savaşında yaşandı.

İsrail’e saldıran Mısır, Suriye, Irak ittifakının aldığı yenilgi İsrail’in daha da güçlenmesini sağladı ve 1976 yılında Kudüs ve Batı Şeryayı işgal eden İsrail artık ciddi bir güç olarak dünya üzerinde adından söz ettirmeye başladı.

Osmanlıya ihanet eden ve kendi topraklarını Yahudilere satan Araplar, 1917’den beri İsrail ile girdikleri bütün savaşlarda ağır yenilgiler aldı.

Mısır’ın İsrail’i tanıması bu ihanetin bir başka belgesi olurken Sina Yarımadası Mısır’a kalıyordu!

Yani sevgili Dostlar bugün yaşanan sürecin yegâne sorumluları her defasında bizleri ve kendi kendilerinin sırtından vuran Arap ülkelerinin ihanetlerinin ürünüdür.

Elbette bu ihanetler bugün Kudüs üzerinden Orta doğuyu yeniden şekillendirmek isteyen ABD ve İsrail karşısında sessiz kalacağımız anlamına gelmemeli ancak; gazlı içecekleri sokaklara dökmek Trump’ın yeni bir dünya savaşını ateşleyen politikaları karşısında bize zerre bir şey kazandırmayacaktır.

Kudüs için ayağa kalkılmalıdır elbet; ama bunu yaparken komediye dönen eylem ve söylemlerden uzak, objektif ve sorunun çözümüne yönelik argümanlar kullanılmalıdır.  Daha da önemlisi, toplumsal meseleler üzerinde yapacağımız eylemlerin ön yargılardan uzak, alabildiğine objektif, bigil ve belgeye dayalı olmasına dikkat edilmelidir..

Türkiye ABD ve İsrail karşısında dik dururken, Arap ülkelerinin gösterdiği aymaz, ilgisiz tavrın tarihin derinliklerinden süregelen ihanetlere dayandığını bilmelidir. Ve bu ihanetlerin bitmeyeceğini de.

Bugünkü Filistin toprakları ve Kudüs; yine bugün sözde İsrail ve Yahudi lobisine baş kaldırarak özgürlük mücadelesi verenler tarafından İsrail’e satıldığı gerçeğini bilin istedim..

Kudüs Müslümanlarındır demek ve para için Kudüs’ü satanlara ağlamak yerine üç din için de kutsal olan şehrin silahların gölgesinden barışın hakim olduğu yarınlara ulaşmasını istemek daha sağlıklı olacaktır.

Hepsi bu..

Sevgi ile.

Ekrem Arpak
Ekrem Arpakearpak@gmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.